İyi Akşamlar…

Posted on Updated on


Bu akşam, sevdiğim 3 aydan birinin akşamı. Nisan değil, Eylül de değil.
Benim ayım;
Bir Ağustos akşamı bu akşam.

Yolculukta tren hep daha samimi gelmiştir, daha farklı… Tıkır tıkır sesleri, sallanarak gitmesi, her durakta otomatik açılan kapılarıyla giden gitmeyen herkesi davet eder hali, hep başka… Sanki sonsuzdan gelir ve ben indikten sonra sonsuza doğru devam eder.

Dönüş yolunda Haydarpaşa’dan trene binmeyi, Gebze-Harem dolmuşlarıyla gelmeye tercih diyorum bu yüzden, yolumu uzatmasına rağmen. Bu akşam da Karaköy’den vapurla Haydarpaşa’ya geçtim.
Ada Ekspresi bakındım ama seferleri bitmiş. Bu da “banliyö treni”ne bineceğim demek. İsmi hala garip, ne demek ki “banliyö”?
Dünya engelliler vakfı standını gördüm bu arada. 1 TL bir küçük paket fındık. Alın bence siz de.

Jeton alıp turnikelerden geçtim. Yüzümü gideceğim yöne çeviren koltuğa oturdum.
Trene bindiğimden beri biraz zaman geçti henüz hareket etti. Tıkır tıkır sesler ve kitabım ve ben ve vagondaki diğer insanlar.

Oturduğum tekli koltuğun karşısındaki çiftli koltuğa 65’li yaşlarda bir çift oturdu. Geldiklerinde gözlerimi hafif kısarak gülümsedim, başımla hafifce selamladım, Ayaklarımı az daha topladım. Samimi ses tonuyla “iyi akşamlar” dedi çiftin bey olanı, her halinden beyefendi olduğu belli. İyi akşamlar diledim ben de, tebessümle kitabımı okumaya devam ettim. Bir kaç durak sonra da iyi akşamlar dileyip kaltılar. Ben yine başımla selamlayarak iyi akşamlar dedim, akşamlarının iyi olmasını gerçekten diledim.

Boş kalmadı tabi yerleri, 50’li yaşlarda bir çift oturdu. Ben yine başımla hafifçe selamladım, adam ne oldu gibilerinden baktı; hesap sorar gibi değil, hafif şaşkın. Bir şey demediler. Kitaba döndüm. Çantamdaki fındık aklıma geldi. Çıkardım, onlara da ikram ettim. Teşekkür ettiler, istemediler. Muhim değil, fındık taze ve ben seviyorum 🙂
Bir kaç durak sonra onlar da inmek üzere hareketlendi. Ayaklarımı biraz toparladım. Bir şey demeden gittiler.

Bir şey demiş olmalarını önemsemezdim aslında, buna dikkat bile etmezdim.
Bu tren, bu hatta defalarca kez gidip gelmiş, bu koltuklara şehir şartlarının sıradanlaştırdığı, belki de aynılığa meyilli hepsi birbirine benzeyen sayısız insan oturmuş, hepsi de aynı refleksi göstermiştir:
umursamamıştır, kaşısında birinin oturduğunu.
Çok azı da “değişmeyerek” samimiyetlerini kaybetmeyerek farklı ve güzel kalabilmiştir. Aynı olmak kolaydır, kendin olarak büyümek zordur. Özgünlük çaba ister.

O anki farkındalığımın sebebi bir önceki çift oldu. Oradaki samimi insan. Ufak bir şey de olsa yaptığı, duyarsız yüzlerce insandan faklı haliyle kendinden sonrakine farklı bakmama neden oldu. Çoğumuz “iyakşamlar” şeklinde ulayarak bir çırpıda refleks haliyle söylesek de, o, tane tane ve sesindeki samimiyeti belli ederek söyledi.

Ufak ve basit şeylerle hayatı ne kadar farklı ve duyarlı hale getirebiliyoruz, değil mi?

Sizin de akşamınız, geceniz, gününüz güzel olsun.

*
jemandindertr
130811

Reklamlar

Diyecek en az bir şeyim var:

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s