gönül yarasına “erdemli merhem”

Posted on Updated on


***
eğer her şeye rağmen bir gönül harbinden çıkılmışsa , kişinin kafasını dağıtıp kendini toplamasında “işkoliklik” iyi bir seçim. terapi tadındaki bu yöntemde işlere gömüldüğü yerde gözünü açıp başka birine bakamıyor, aklına getiremeyecek kadar zihnini uyuşturuyor. alkole nazaran daha iyi.
dahası bunu bilinen bir “erdemle” yapıyor: çalışmak!
sonunda ikinci steve jobs olma grantisi tabiki yok zaten maksat da bu değil.

iş, gerçekten liman gibi oluyor. bir de yoracak kadar yoğunluğa sahipse, insan bir başka şey yapmaya cesaret edemiyor zaten, habire gömülmek istiyor. daha fazla… daha fazla… daha fazla iş, daha fazla sigara tabi. basit gibi duruyor ama kazın ayağı öyle değil. bir sürü şeyden ciddi şekilde kopuş, uykusuzluk, dengesiz beslenme, değişik ilgilere yönelme (ilgilenecek kadar vakit ve enerji kaldıysa tabi) ve mesaileri kendini vererek yerine getirme cidden canı yanan insanın yada bir ruh hastasının yapabileceği bir şey, normal insan işi değil.

Sonuçta aynı iş yerinden 7-8 sene devamlı çalışılabliyor. Bu sürekliliğin de gerçekten “sırları” olabiliyor görüldüğü gibi (“sır”rın çoğul söylenmesi baştan geçen macera sayısına bağlı tabiki).

Hani, bir gazeteci gelip bu garibana “efendim, bunca yıl aynı yerde çalışmanın sırrı nedir” diye sorsaydı, “düzen ve disiplin” cevabını vermek sağlam bir yalan olurdu.

***
ilişki bittiten sonra onda-bunda bir şeyler yaşatmayı sevmem (sevmemek yapmamak demek değil tabiki). “aşk“kelimesini de sevmem, takılabilecek başka bir isim beni daha memnun ederdi. çağdaş(!) türkçeyle sevilgeç, yıkaç, coşturgaç, hopoturtuphopkaldırgaç gibi saçma bişey olabilirdi mesela. o kadar çok ağıza sakız oldu ki bazen telaffuzu söyleyeni çok basitleştiriyor. insanın hal-tavır toplamı bunu söyleyebilmeli, buna inanırım. kısaca hissedilen ve hissetirilen şeydir, kolayca söylenen değil. çünkü zaten kolay bir şey değildir.

şu halde, isimler muhim değil, birilerini vaktinde kendi hallerinde dünyalara değişemiyorken, şimdi ifade ettikleri ile aynı kefeye koymak onları bilmem ama bana ağır geliyor. dahası sevda işine  güvenmiyorum ve karşıma gelecek insanın samimiyetine inanmıyorum. bunun aksini ısrarla hissettirmeye çalışan herkese de selamlarımı iletiyorum. insan olarak herkes değerli, canımı ciğerimi dökebilirim ama mümkünse yaklaşmayalım.

***
(eğer insan kendini bir yerde bulu(veri)yorsa, önceki yerle şimdiki yer arasındaki mesafe-zaman, kayıp olduğu yeri-zamanı ifade eder, adı üstünde “kayıptır.” ne var ki kimi kayboluşlar daha anlamlı bulunuşlara yol açar. tabi “kim bilir” perdesinin arkasında söylüyoruz bunu, olmadığı daha fazla vakidir)…

***
insan yazarak da çok rahatlayabiliyor. ancak bunun devamlılığı ters de tepebiliyor. son tahlilde, üstüne gitmeden serbest düşmeye bırakmak daha mı iyiydi emin olamıyorum. bu şekilde yazarak da sayfalara gömülünüyor. gömülünmek : )

***
insan her seferinde üstünü örtecek bir şey arıyor demekki.
boşluk hissi üşütüyor.

işin sonunda her şey “belki”lere kalıyor ya, illet oluyorum!

Reklamlar

Diyecek en az bir şeyim var:

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s