Aylar: Kasım 2012

Aradım

Posted on Updated on


Kendimi fotoğraflarda aradım
Önce eskilerinde… Biriyleyken ve gülümseyebiliyorken.
Sonra kendim çekmeye başladım, çektiğim karelere kendimi gömmeye.
Bir Sultanahmet’teydim, bir Manavgat’ta, bir Yalta’da.
Hiç biri ayağımı bastığım şu yer olamadı.

Sonra yazılarda aradım.
Önce okudum, kendimle benzeştirdim.
Sonra yazdım, çokca yazdım. Kurgularda kendimi gömdüm.
Başıma bir avuç kağıt diktim, tekrar yazdım, tekrar doğdum.
Hiç biri şimdi söylediğim söz olamadı.

Resim de yaptım biraz, tamamı karakalem.
Ufak tefek, defter kenalarına, bir sayfanın arkasına.
Bir saksı, içine tünemiş bir kuş mesela…
Natürmort da yaptım, 62’den tavşan da.
Bazen gazelerdeki fotoğraflara bıyık-gözlük çizdim.
Bugünün resmi çıkmadı içlerinden.

Müziği denedim.
Şu gitarı bir türlü çalamadım.
Ama çok güzel yorumcular tanıdım.
Ezgilerde kendimi buldum.
Sonra aylarca dinlemediğim oldu.
Aylar sonra duyduğumda sözlerimin dolduğu da.
Her günün, her duygunu ayrı tonu varmış.

Burçlara da baktım.
Güneş burcum şuyken yükselenim buydu mesela. Ay burcum yükselenle aynıydı.
Veya arkadaşlık evimdeki gezegen öyle etkilemiş olmalıydı ki yakınlarım beni böyle görüyordu.
Evlilik evimdeki gezegen bi başka etkilemişti, iş evindeki başka başka.
Bana tam oturan tanımlar gördüm, ama yıldızları hiç anlamadım.
Matematiği de sevmezdim, yıldızların yaptığı açıları da sevmedim.

Çalıştım, günlerce, saatlerce çalıştım.
İşin mutfağında, işe özverimi kattım, büyümeye şahit oldum.
Adanmış bir hayatta bir kaç yılımı geçirdim.
İşin sonunda kimseye yaranamadım.
Bırakıp gidilecek yeri görmek lazımmış, onu anladım.

Başka gönüllere meylettim.
Orada kendimi aynada bakarcasına gördüğüm oldu.
Bazen insanın aradağını sandığı şey aslında kendi yansımasıymış.
Bazen de karşısına çıkanı idealize edermiş, görmesi gerekeni göremezmiş.
Nihayetinde, olmayınca olmazmış, onu anladım.

Parapsikoloji vardı, birazda ona baktım.
Birazla kaldım, o kadar kendimi kaybetmeyeceğimi anladım.

Haberim olmadan çevreme örülen duvarları gördüm.
Kimini aşmakta zorlandım, kendi duvarlarımı ördüm.
Bazen ev yaptım onlardan.
Sonra baktım, bir sürü duvarım olmuş.
Hepsini yıktım. Başka bir hayata başladım.
Kaçamadım, yeni duvarlarım oldu. Aralarında gezmeyi öğrendim.
Çıkmazlar kaçınılmazmış, onu anladım.

Ne bilge olmalıymış ne berduş.
Hayatın bir akarı varmış.
Bazen akıntıya karşı yüzmeliymiş, bazen akıntıyla gitmeli…

Detaylardan bir dünyada yaşamak da kötüymüş,
Detay özürlü bir dünyada da.
Bazen büyüteçle bakmalı bazen de tepeden bakmalıymış.

Hayat bir kaç aforizmayı diyivermekten daha kompleksmiş.
Ne var ki sonuçlar bir nefeste söylenebilirmiş.
Adamın dediği gibi, noktalar ancak geriye doğru birleştirilirmiş.
Gideceğin değil, gittiğin yol görülebilirmiş.